top of page

Bilal Saygılı’dan Güç’e Basmane Çukuru çıkışı: “Neden evet dediniz?”

1 saat önce
4 dakikada okunur
Bilal Saygılı’dan Güç’e Basmane Çukuru çıkışı: “Neden evet dediniz?”

AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Basmane Çukuru tartışması üzerinden YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’e yanıt verdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın çözüm önerisini savunan Saygılı, Güç’e partisinin mecliste çoğunluğu elinde bulundurduğu dönemde niyet protokolüne ve yetki talebine neden onay verdiğini sordu.

Basmane Çukuru’na ilişkin tartışmalara AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da katıldı. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Saygılı, 1997’de başlayan sürece dikkat çekerek bugüne kadar ortaya konulan farklı anlaşma ve çözüm arayışlarının sonuç vermediğini belirtti.


YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün eleştirilerine karşı çıkan Saygılı, Tugay’ın önerdiği formülün belediyenin haklarını korumayı ve yıllardır çözülemeyen sorunu ortadan kaldırmayı amaçladığını savundu.


“29 yılda neden çözülemedi?”

Basmane Çukuru’na ilişkin sürecin 1997’de yapılan kat karşılığı anlaşmayla başladığını hatırlatan Saygılı, Tugay’a kadar altı belediye başkanının görev yaptığını belirterek geçmiş yönetimlerin izlediği yolu sorguladı.


Saygılı, ilk anlaşma kapsamında Kahramanlar Otoparkı’nın verildiğini ve bugünkü değerle 10 milyon doların üzerinde nakit para alındığını ifade etti. Sürecin daha sonra davalar, şirketin iflası ve hukuki ihtilaflarla devam ettiğini söyleyen Saygılı, farklı dönemlerde geliştirilen formüllere rağmen sorunun çözülemediğini kaydetti.


Belediye hizmet binası önerisini savundu

Saygılı’nın açıklamasına göre, toplam inşaat alanı 104 bin metrekare olan projede belediyenin 33 bin metrekarelik inşaat hakkı bulunuyor.


Tugay’ın çözüm önerisinin bu hakkı koruduğunu savunan Saygılı, belediye bütçesinden ödeme yapılmadan 33 bin metrekare net kullanım alanına sahip bir hizmet binası kazandırılmasının öngörüldüğünü belirtti. Saygılı, önerinin geçmişten kaynaklanabilecek hukuki sorunları ve tazminat risklerini ortadan kaldırmayı hedeflediğini de ifade etti.


Geçmişte yapılan anlaşmalar ve plan değişikliklerini hatırlatan Saygılı, 29 yıllık sürecin sonunda ortaya konulan çözüm formülüne yönelik eleştirilere tepki gösterdi.


Güç’e protokol ve yetki sorusu

Tugay döneminde meclise iki kez plan değişikliği geldiğini belirten Saygılı, söz konusu protokolün tüm meclis üyelerinin oy birliğiyle kabul edildiğini söyledi. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın o dönemde “Sorun çözülsün, İzmir bir değer kazansın” anlayışıyla hareket ettiğini ifade eden Saygılı, Güç’e şu soruyu yöneltti:


“Kendi partinizin mecliste çoğunluğa sahip olduğu, en büyük grubu oluşturduğu bir dönemde, daha ocak ayında gündeme gelen niyet protokolüne ve yetki talebine neden evet dediniz?”


Saygılı ayrıca, TMSF’ye ait kısmın satılacağının niyet protokolünde açıkça yer aldığını belirtti.


“Kararların yüzde 96’sına evet dedik”

Güç’ü “algı siyaseti” yapmakla eleştiren Saygılı, İzmir’in sorunlarına ve kentlilik bilincine odaklanılması gerektiğini söyledi.


Muhalefette oldukları 2,5 yıllık dönemde İzmir için alınan kararların yüzde 96’sına destek verdiklerini ifade eden Saygılı, bunu kentin menfaatlerini siyasi hesapların üzerinde tuttuklarının göstergesi olarak değerlendirdi.


Güç’e süreci anlatmak üzere meclis grubundan temsilciler yönlendirebileceğini de belirten Saygılı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:


“Nitekim biz, bilgi sahibi olmadan konuşmayız; İzmir’in meselelerini de algılarla değil, gerçeklerle değerlendiririz!”


Saygılı'nın paylaşımı şöyle:


"Yıllardır bu şehri engelleyen, doğru düzgün iş üretmeyen; belediyeyi adeta iş dağıtma, eş dost yerleştirme aracı olarak kullananlar, bugün kalkmış Basmane Çukuru üzerinden algı oluşturarak bu kente yaptıkları yanlışları örtmeye çalışıyorlar!


Sormak lazım:


1997 yılında yapılan anlaşmayla başlayan bu sürecin üzerinden tam 29 yıl geçti. Bu süre içerisinde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay'a gelinceye kadar tam 6 belediye başkanı görev yaptı. Peki, bu başkanlar ne yaptı? Nasıl bir yol izledi ki bugün İzmirlinin hafızasına Basmane Çukuru diye bir sorun kazındı?


1997 yılında kat karşılığı yapılan anlaşma kapsamında Kahramanlar Otoparkı verilmiş, bunun yanında bugünkü değerle 10 milyon doların üzerinde nakit para alınarak bir anlaşmaya imza atılmıştı. Ancak yıllar içerisinde davalar, şirketin iflas süreçleri ve hukuki ihtilaflarla devam eden bu süreç, şehrin tam kalbinde devasa bir çukurun ortaya çıkmasına neden oldu.


Şehrin merkezindeki bu sorunu çözmek amacıyla görev yapan belediye başkanları dönem dönem farklı anlaşmalar yaptı, farklı formüller ortaya koydu. Ancak sorun bir türlü çözülemedi.


Bugün toplam inşaat alanı 104 bin metrekare olan bu arazide belediyenin inşaat hakkı 33 bin metrekare.


Şimdi sormak gerekiyor: Bir taraftan para alacaksınız, diğer taraftan otopark yaptıracaksınız, üzerine defalarca plan yapacak, sayısız anlaşmaya imza atacaksınız; bütün bunlar sorun olmayacak da 29 yıllık sürecin sonunda bu sorunu çözmeye yönelik bir formül ortaya konulduğunda mı sorun çıkacak?


İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay, belediyenin tüm haklarını koruyan, geçmişten kaynaklanabilecek hukuki sorunları ve tazminat risklerini ortadan kaldırmayı hedefleyen, üstelik belediyenin kasasından tek kuruş çıkmadan 33 bin metrekare net kullanım alanına sahip bir belediye hizmet binası kazandırılmasını öngören bir formül ortaya koydu.


Üstelik bu dönemde meclise iki kez plan değişikliği geldi. Bugün ortalığı karıştırmak için gündeme getirdiğiniz bu protokol, o dönem muhalefette bulunan AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın “Sorun çözülsün, İzmir bir değer kazansın” anlayışıyla hareket etmesi sayesinde tüm meclis üyelerinin oy birliğiyle kabul edilmedi mi?


Çağatay Güç'e sormak lazım:


Şehirden ve İzmir'in gerçek sorunlarından bu kadar uzak olduğunuz için mi bugün bunları konuşuyorsunuz? Kendi partinizin mecliste çoğunluğa sahip olduğu, en büyük grubu oluşturduğu bir dönemde, daha ocak ayında gündeme gelen niyet protokolüne ve yetki talebine neden evet dediniz?


Kaldı ki söz konusu niyet protokolünde, TMSF'ye ait kısmın satılacağı da açıkça yazıyor.


İşte siz algıyla uğraşırken gerçekler bu kadar net!


Size tavsiyemiz, algı siyaseti yapmak yerine İzmir'in gerçeklerine odaklanmanızdır. Kentlilik bilinciyle hareket etmenizdir. Biz, muhalefette olduğumuz geçtiğimiz 2,5 yılda dahi İzmir için alınan kararların yüzde 96'sına evet diyerek bu şehrin menfaatlerini siyasi hesapların üzerinde tuttuğumuzu ortaya koyduk.


Sizden de aynı samimiyeti, aynı İzmir hassasiyetini bekliyoruz.


Eğer süreçle ilgili eksik bilgileriniz varsa kendi meclis grubumuza talimat vereyim, arkadaşlarımız gelsin ve size süreci en başından itibaren anlatsın.


Nitekim biz, bilgi sahibi olmadan konuşmayız; İzmir'in meselelerini de algılarla değil, gerçeklerle değerlendiririz!"

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Sitemizi tercih edilen kaynaklara ekle
bottom of page