top of page

Dikili'den doğan “Ayolis” Kaliteli Zeytinyağı üretiminde Türkiye’de ilk beş içinde olmayı hedefliyor

  • Brifing Online
  • 8 Ara 2023
  • 7 dakikada okunur

Dikili'den doğan “Ayolis” Kaliteli Zeytinyağı üretiminde Türkiye’de ilk beş içinde olmayı hedefliyor
Dikili'den doğan “Ayolis” Kaliteli Zeytinyağı üretiminde Türkiye’de ilk beş içinde olmayı hedefliyor

www.dikiliyasam.com olarak, Dikili’de Şairoğulları Tarım Gıda Turizm A.Ş'nin yeni kurulan Zeytin ve Zeytinyağı işleme tesisini ziyaret ettik.

Amcaları Behzat Yaşar, Yigenleri Serap Baldemir ve Tanju Yaşar tarafından kurulan Şairoğulları ismini dedelerinden almış. Dikili’deki aile topraklarında atalarından nesilden nesile aktarılan zeytinciliğin mirasını daha da ileriye taşıyarak Zeytin ve Zeytinyağı işleme tesisini kurmuşlar. Kaliteli Zeytinyağı üretmek için kolları sıvayıp “Ayolis” markasını yaratmışlar. Amca ve yiğenlerinin en önem verdiği hedefleri ise Ayolis’i kaliteli Zeytinyağı üretiminde bir marka olarak Türkiye’de ilk beş marka içinde görebilmek.


Şairoğulları yönetim kurulu başkanı Behzat Yaşar ve YK Üyesi ile Genel Müdür Serap Baldemir ile yeni kurulan Zeytin ve Zeytinyağı işleme tesisinin kuruluş hikayesini ve Zeytin ve Zeytinyağı sektörü hakkında sektörün bugünkü durumunu konuştuk.


Serap Baldemir'e, Şairoğulları'nın kuruluş hikayesini ve Ayolis markasının nasıl doğduğunu sorduk.


Serap Baldemir
Serap Baldemir

“Dikili doğumlu Deliktaşlıyım. Ege Üniversitesi'nde Kimya Mühendisliği eğitimi aldım. 12 yıl boyunca özel sektörde (danışmanlık, perakende, üretim, denetim hizmetleri) kalite, süreç yönetimi, üretim departmanlarında mühendis olarak yöneticilik yaptım. Şairoğulları, aslında bir aile şirketi. Üç ortağız: ben, kardeşim Tanju Yaşar ve amcamız Behzat Yaşar. Amcam ve Kardeşim Elektrik Elektronik mühendisi; amcamın aynı zamanda bir taahhüt firması var, kardeşim ise kendi mesleğinde özel sektörde çalışmaya devam ediyor.

Zeytincilik Dikili’de bize atalarımızdan kalan bir miras. Daha önce kendi zeytinliklerimizde üretim yaparken, bu mirası profesyonel anlamda yapmak istedik. Amcam ve kardeşimle bir araya gelerek Şairoğulları firmamızı kurduk.


Bölgemizin Zeytinyağını ve zeytinini önce ülkemize, sonra uluslararası ihracat kanallarında tüm dünya ile buluşturmak amacıyla Ayolis markamız ile yola çıktık. Geçtiğimiz sene tesisimizi kurmak için girişimlerimiz oldu, fakat bazı nedenlerden ötürü tesisimizi devreye alamadık. 100 ton kadar kendi mahsülümüzü toplayarak hijyen ve kalite standartlarımıza uygun Ayvalık Gömeç'te bulunan bir tesise 10 gün boyunca transfer ederek sıkımını yaptırdık. 8 ton kadar bir yağ elde ettik. Yağımızı Ayolis markamızla kendimize özgü olarak hazırladığımız tasarımlarımızla teneke ve şişe olarak ambalajlayarak farklı satış kanalları aracılığı ile Türkiye içinde satışına başladık. Ayolis markalı zeytinyağımızı Trendyol ve kendi web sitemiz üzerinden tüketicimizle buluşturmuş olduk.


Geçtiğimiz sene hiç durmadan başladığımız bu çalışmalarımız güzelde oldu aslında bu sayede Ayolis marka zeytinyağını isteyen sadık bir müşteri portföyümüz oluştu. Müşterilerimizden zeytinyağımızla ilgili çok olumlu geri bildirimler almamız bizleri bu sene tesisimizi kurmakla birlikte çok daha motive ediyor. Bu sene tesisimizde Zeytinyağının yanı sıra zeytinde işlemeye başlayacağız.”



Marka olmak nasıl bir süreç?

Ayolis
Ayolis


“Marka olmak bir değer yaratmak aslında. Tüketici ürünü alırken tabii ki uygun fiyata almak istiyor. Üretici de ürününü satarken sonuçta harcadığı paranın karşılığını almak istiyor. Ama her kattığınız bir değer, ürünün fiyatını haliyle yukarı çekiyor. Marka olmak tabii ki çok kolay bir süreç değil, ama yurt dışı gibi ihracat gibi bir hedefiniz varsa eğer, katma değerli bir ürün yaratmanız gerekiyor. Belirli noktalarda da farklılaşmanız gerekiyor. Çünkü çok fazla üretici var. Ve bu anlamda butik üreticiler de markası olanlarda var. Her kanalda bir düşünüp önünüze koyduktan sonra, kendinize bir çerçeve oluşturup nerede olmanız gerektiğine karar veriyorsunuz. Nereye hitap edeceksiniz, hangi müşteri grubuna, farklı farklı müşteri segmentleri var, ona göre markanızı oluşturuyorsunuz. Marka olmak tabii ki bir artı, ama bunun altında ciddi zorluklar ve masraflar var. Ben dökme ürün satacağım diyorsanız, o zaman marka olmanıza hiç gerek yok. Amacınız para kazanmak mı, değer yaratmak mı, o tercihi yapabilmek. Değer yaratmaksa, bunun da bir karşılığı var. Ayolis markamızla biz kaliteli soğuk sıkım Zeytinyağı üretiyoruz. Bizim birincil amacımız markamızla değer yaratmak, kaliteli zeytinyağı üretmek.”


Bulunduğumuz bölge Zeytincilik açısından önemli bir noktada. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ayolis
Ayolis

“Aynen öyle, bulunduğumuz bölge hem iklimsel olarak hem de lokasyon olarak denize yakınlığı ve aldığı rüzgarlar ile çok kaliteli zeytinin hammaddenin yetiştiği güzel lokasyonlardan biri. Baktığınızda Dikili, Bergama Ticaret Odasına bağlı. Bu konuda ne bir menşei işareti ne bir coğrafi bölge işareti zeytinle ilgili hiçbir şeyimiz yok. Bir kozak yaylasında var bir iki ürünün patenti alınmış, biri kozak biri de peynir. Birkaç tane menşei işaretli ürünü var. Zeytinle ilgili hiçbir şey yok. Aslında burası çok büyük bir bölge. “Ayolis” markamızın adı da bu bölgenin antik Yunan'daki ismi. Şakran’dan Dikili tarafına kadar uzanan bir bölge. Bizim marka ismimiz de oradan geliyor aslında. Tasarımımızı da bunun doğrultusunda ördük.


2021 yılında Şairoğulları Tarım Gıda Turizm A.Ş.'yi iki yeğeni ile birlikte kuran ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Behzat Yaşar'a “Ayolis”in marka olma sürecini sorduk.


Behzat Yaşar
Behzat Yaşar

“Elektrik Elektronik Mühendisiyim. Aslında 33 yıldan bu yana mühendislik yapıyorum. Bunun 22 yılı özel sektörde geçti, son 12 yılı kendi mühendislik şirketimin sahibiyim. Marka olmak için kurumsal kimlikle markanın örtüşmesi gerekli. Kurumsal kimliğiniz yoksa marka olmanız çok zor. Bu şirketin kurulma hedeflerinden bir tanesi aslında bölgenin ihtiyacı idi. Dolayısıyla hem bir marka yaratalım hem de bölgenin üreticilerini bilinçlendirelim. Katma değer yaratalım diye yola çıktık. Nitelikli ürünler üreteceğiz. Asıl hedefimiz bölgemize ait bir marka yaratmak. Dolayısıyla tüketici bilincini artırmak ve bölgemizin hammadesini doğru işlemek ve katma değer oluşturmak ana hedeflerden bir tanesi bu.


Bizim zeytincilik Ata mirasımız. Dedelerimiz buraya gelmişler, buraya yerleşmişler, dolayısıyla aynı zamanda kendimiz de biz zeytin üreticisiyiz. İşimize ekonomik olarak bakmıyoruz, biz önce bir marka yaratalım, dolayısıyla marka ile beraber bölge bilinçlensin, bölgenin ürünü doğru işlensin. Herkes bundan faydalansın istiyoruz. Dolayısıyla sadece kendimizi üretici olarak görmüyoruz, aynı zamanda buradaki tüm üreticilerle beraber bir partner olarak görüyoruz. Zaman içerisinde diğer üreticilerimiz de bunun bilincine varacaktır diye düşünüyorum.


Biz aynı zamanda üreticiyiz. İnsanların bir şirketi kurarken bir vizyon ortaya koyması gerekli. Deliktaşlı bir aileyiz, ben 40 yıl önce buradan ayrıldım, 40 yıl sonra nasip oldu kendi bölgemize tesis kurduk. Dolayısıyla buradaki bu tesisi kurarken tabii ki 3'lü ortaklıkta herkesin bir background'u var. Herkesin background'u bir araya geliyor, dolayısıyla ortaya bir sinerji çıktı, bir tesis, bir ürün ortaya çıktı, yolumuza iyi başladık. Marka oluşturma yolunda gayet iyi gidiyoruz. Aslında hedeflerimizden bir tanesi de tüketici bilincini artırmak. Çünkü zeytinyağına baktığınız zaman zeytinyağında asıl önemli olan nokta şu: zeytin aslında mucizevi bir ürün, siz bu ürünü doğru işlerseniz, tüketicilere doğru bir şekilde ulaştırırsanız, tüketiciler de zeytinyağının faydasını sağlık açısından en maksimum düzeyde görecekler. Bizim ana vizyonlarımızdan bir tanesi de bu.”

Zeytin ve Zeytinyağı sektörünün durumunu değerlendirir misiniz?


Ayolis
Ayolis

ZEYTİN DOĞRU İŞLENMİYOR

“Biz tabii zeytincilik işimiz olmakla beraber son bir yıldan bu yana buna bir mesai harcadık. Ürünü üretmeden önce Serap Hanım'la birlikte 2-3 ay zeytincilik açısından zengin olan bölgelerde Ayvalık, Edremit, Burhaniye, Gömeç'te birçok tesis dolaştık. Tabii tesis dolaşmakla beraber hem tesisin niteliklerine kalitesine, aynı zamanda ürettikleri ürünleri de incelemeye başladık. Onlardan ürünler aldık. Onları inceledik, analiz ettik. Firma olarak kendimizi nerede konumlandırmalıyız diye bu araştırmayı yapmak zorundaydık.


Benim gördüğüm ve ızdırap duyduğum konulardan bir tanesi şu: Zeytin bir kere doğru işlenmiyor. Şimdi 3 çeşit yağ var, bir tanesi naturel sızma dediğimiz aslında en iyi yağ budur. 0.8 asit ve altı. 0.8-2 asit aralığında naturel birinci diyoruz. Sonra Riviera yağı var, pirinçten çıkan asit oranı yüksek yada dip yağlar dediğimiz bunların genelde asit derecesi 10-15 tutunda, 30-40-50 ye kadar değerlere sahip. Dolayısıyla bu yağı tekrar yenilebilir hale getirebilmeniz için rafine etmeniz gerekli. Bu yağ rafineye giriyor. Rafine den sonra renk açmaya giriyor. Asit derecesi düşürülüyor. Sıfır bir sıvı çıkıyor ortaya. Riviera olurken de içine %1 veya 2 naturel sızmadan koyuyorsunuz, bu Riviera oluyor. Dolayısıyla bakıyorsunuz raflarda tüketicimiz bilinçli olmadığı için direk fiyata bakıyor. “


RİVERİA YAĞ ALACAĞINIZA SOYA YAĞI AYÇİÇEK YAĞI ALIN DAHA İYİ.

“Riviera yağı tabii ucuz bir yağ. Yani haksız bir rekabet söz konusu. Raflara gidiyorsunuz, Riviera ile naturel sızma yağ aynı fiyata gelmiş, tüketici de bilmiyor. Bir tık altı fiyatından Riviera yağ alıyor. Oysa ben tüketiciye diyorum ki Riviera yağ almayın, onu alacağınıza gidin soya yağı alın, ayçiçek yağı alın, daha iyi. Dolayısıyla zeytinin bünyesindeki faydalı bileşenler Riviera tipi yağda kalmıyor. Asıl zeytinin bünyesindeki faydalı bileşenler Naturel Sızma’da yer alıyor. Ama burada bir tık daha nüans farkı var, dolayısıyla bu zeytinlerin soğuk sıkım yöntemiyle sıkılması gerekli, bu yöntemle Naturel Sızma oluşması gerekli, tüketiciye bu şekilde ulaşması gerekli.”


NATUREL SIZMA YAĞ ÜRETİMİNDE SICAK SIKIM YÖNTEMİ DOĞRU BİR YÖNTEM DEĞİL

“Çünkü zeytinin bünyesindeki bir çok bileşen ısıyla beraber bertaraf oluyor, yok oluyor. Bu konularda tüketiciyi bilinçlendirmek gerekli, şimdi siz soğuk sıkım bir yağ ürettiğiniz zaman bunun size koşulu maliyeti var. Yani şöyle söyleyeyim, ben size Naturel Sızma yağ ile soğuk sıkım Naturel Sızma yağ arasındaki fiyat farkını söyleyeyim %25-30’dur. Şimdi siz kaliteli yağ üreteceksiniz ve bunlarla rekabet edeceksiniz. Bir kere Türkiye’de sadece tüketiciler değil, üreticilerin de bu konuların bilincine varması gerekli. Biz elimizdeki mucizevi ürüne yazık ediyoruz. Çünkü doğru işlenmiyor. Naturel Sızma’da sıcak sıkım yöntemi doğru bir yöntem değil.”


ÜRETİCİNİN SICAK SIKIM YÖNTEMİNİ TERCİH ETMESİNDE TİCARİ KAYGILAR VAR.

“Bu sıkım yönteminin arkasında ticari kaygılar var. Üretici, buradaki zeytinini götürüp yağ almak isteyen insanlarımız daha fazla yağ almak istiyor. Daha fazla yağ alabilmek için ise veriyorsun sıcaklığı; sıcaklığı verdiğin zaman daha fazla yağ alma verimini yükseltiyorsun da zeytinin meyvemsiliği gidiyor. İçindeki polifenoller gidiyor, uçuyor, sıcaklıkla birlikte yok oluyor.”


BU KONUDA DEVLETİMİZ SIKI DENETİM MEKANİZMALARI KURMASI GEREKİYOR.

“Zeytin üreticisi sıcak sıkım yöntemi ile daha fazla yağ almak isterken üretici firmalar da rekabet açısından ucuz mal üretmek istiyor. Dolayısıyla burada devletimizin denetim mekanizmalarının, özellikle tarım bakanlığımızın artık bu nüansları belirlemesi gerekli. Bu konudaki tebliğlerimizin ve yönetmeliklerimizin revizeye ihtiyacı var. İkincisi de dediğim gibi sıkı bir denetim mekanizmasına ihtiyaç var.

Bu ortamda ya siz de rekabet edebilmek için daha ucuz ürün üreteceksiniz, başka türlü yaşama şansınız yok. Ya da ihracat yapacaksınız. Sektörün böyle sancıları var.


Aynısı zeytin için de geçerli. Zeytini aldınız, siz çok hızlı piyasaya mal vermek istiyorsanız. Doğal yöntemlerden artık kimyasallara başvuyorsunuz, kısa sürede zeytini paketleyip tüketiciye ulaştırıyorsunuz. Zeytinin doğal şartlarda salamura süresi denilen bir zamanı var, 6-8 ay civarı. Siz bu zeytini iki üç ayda yapıp olgunlaştırmak isterseniz, içine katkılar koymamanız gerekiyor. Sağlık tarafında bu durum negatif yazıyor. Katkılarında belirli tebliğlere göre miktarları var. Eğer marka değilseniz, denetimden uzaksınız. Eğer marka iseniz, tüzel kişilikseniz resmi kurumlar size denetime geliyor. Zeytin ve Zeytinyağındaki markasız satıcılar yol boyunda biz bunlarla rekabet etmeye çalışıyoruz. Onlar denetlenmiyor. Nihai noktada bu durumun zararını tüketici görüyor. Tüketici aldatılıyor. Biz bu yüzden tüketiciyi olabildiğince bilinçlendirmek istiyoruz. Bu koşullarda rekabet etme şansımız zorlu olduğu için biz de firma olarak ihracat kanallarını zorluyoruz. Ana hedefimiz burada ürettiğimiz zeytinyağımız ve zeytinimizin %80’ini yurt dışına ihraç etmek. Ülkemize de döviz kazandırıp bir katma değer yaratmak.”


KALİTELİ ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİNDE AYOLİS MARKAMIZI TÜRKİYE’DE İLK BEŞ MARKA İÇİNDE GÖRMEYİ HEDEFLİYORUZ.

Dikili'den doğan “Ayolis” Kaliteli Zeytinyağı üretiminde Türkiye’de ilk beş içinde olmayı hedefliyor
Dikili'den doğan “Ayolis” Kaliteli Zeytinyağı üretiminde Türkiye’de ilk beş içinde olmayı hedefliyor

"Kendimiz zeytin üreticisiyiz, ama aynı zamanda önümüzdeki yıldan itibaren belirli ana üreticilerle beraber partnerlik yapacağız. Dolayısıyla zeytinin tohumu oluşmasından itibaren buraya gelinceye kadar bir süreci beraber yöneteceğiz. Bu üreticilerimizin bilinçlenmesine bir katkı koyacak. Yeterli değil, mesela güzel bir gelişme var, Dikili’ye tarım meslek lisesi kurulmuş. Bu okulumuz ve öğrencilerimizle birlikte çalışmalarımız olabilir. Ayrıca tesisimize bir workshop kurmayı hedefliyoruz. Burada uygulamalı, sadece teorik anlamda değil, pratik anlamda da eğitimler vermeyi hedefliyoruz. Bu bir süreç tabii ki, ayrıca bizim gibi düşünen firmalarımızla birlikte ortak bir sinerjide yaratabiliriz.


Tabii ki birinci hedef bölgemizin ürününün doğru işlenmesi, bir de bölgenin bir markası olması gerekli. Baktığınız zaman ülkemizin en iyi zeytinlerinin yetiştiği ikinci bölge burası. Dolayısıyla bölgemizin bir markası olsun istedik. Bu bölgenin zeytini tamamı Akhisar ve Gemliğe gidiyor, oradaki üreticilere gidiyor. Biz lojistik anlamda avantajlara sahibiz. Ayolis markamızı kaliteli zeytinyağı üretimi açısından Türkiye’de ilk beş’te görmeyi hedefliyoruz.


Yurt dışında tanırlığımızı artırmak ve hiçbir zaman kaliteden taviz vermemek. Zeytinyağı olarak 40 ton/gün zeytin işleme kapasitemiz var. 200 ton siyah zeytin ve 50 ton da yeşil zeytin olmak üzere işleme kapasitemiz var.

Bu şirket 10 yıl sonra da Zeytinyağı veya Zeytin için yine aynı kapasitelere sahip olacak. Biz kaliteden taviz vermek istemiyoruz. Hep kalite olacak, burası tüketicimizi de daima kalite ile buluşturacağız."

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page