top of page

Kozak’ta Maden Sahaları mı Korundu, Köylü mü Kısıtlandı?

  • 2 saat önce
  • 2 dakikada okunur
Kozak’ta Maden Sahaları mı Korundu, Köylü mü Kısıtlandı?

Kozak Yaylası’nda yıllardır süren granit ve taş ocağı tartışmalarına şimdi de “SİT kararı mağduriyeti” eklendi. Bölgenin bir bölümünün koruma statüsüne alınması, ilk etapta çevreyi ve doğal dokuyu korumaya yönelik bir adım olarak değerlendirilmişti. Ancak sahadaki tablo, beklenenden farklı bir sonuç doğurdu: Köylü kısıtlandı, maden faaliyetleri ise devam etti.


UNESCO Dünya Mirası Bergama’nın doğal hinterlandı olan Kozak’ta alınan “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” kararı, özellikle tarım ve kırsal yapılaşma üzerinde ciddi sınırlamalar getirdi. Köylüler, asıl hedefin çevredeki maden sahaları olması gerekirken, uygulamada yükün kendilerine bindiğini savunuyor.


SİT Kararı Kime İşledi?


Kozak yöresindeki bazı mahallelerde yaşayan vatandaşlar;

Bahçesine basit bir tarımsal yapı kuramadığını, Evini onarmak için dahi kurul izni almak zorunda kaldığını,fıstık çamı arazisine çivi çakamaz hale geldiğini ifade ediyor.

Buna karşılık, bölgedeki granit ocaklarının ÇED süreçleri ve kapasite artış başvurularıyla faaliyetlerini sürdürmesi dikkat çekiyor.


Köylüler şu soruyu soruyor:


“Madem burası korunacak alan, o zaman dinamit neden patlıyor? Biz mi doğaya zarar veriyoruz, yoksa dev makineler mi?”


Amaç Madenleri Sınırlamak mıydı?


Kozak’ta Maden Sahaları mı Korundu, Köylü mü Kısıtlandı?

SİT kararının alınmasında, Kozak’ın artan madencilik baskısından korunması gerektiği yönünde bilimsel görüşlerin etkili olduğu biliniyor. Ancak uygulamada maden ruhsat alanlarının büyük bölümünün statü değişikliğinden etkilenmediği, buna karşılık köylünün günlük yaşamının bürokratik denetime tabi tutulduğu ifade ediliyor.


Bergama Çevre Platformu temsilcileri, koruma kararının bütüncül uygulanması gerektiğini savunurken; köylüler ise “Koruma varsa herkese eşit uygulanmalı” diyor.


Üretici Çifte Kıskaca Girdi


Zaten granit tozu, su kaynaklarındaki azalma ve fıstık çamı rekoltesindeki dramatik düşüşle mücadele eden üretici, şimdi de imar ve kullanım kısıtlamalarıyla karşı karşıya.

Kozak’ın dünyaca bilinen çam fıstığı üretimi son yıllarda ciddi gerileme yaşarken, köylü hem ekonomik daralma hem de hukuki kısıtlama arasında sıkışmış durumda.


Bir üreticinin sözleri tabloyu özetliyor:


“Maden çalışıyor, kamyon geçiyor, dinamit patlıyor. Ama biz ahıra bir sundurma yapamıyoruz. Koruma buysa, biz niye korunmuyoruz?”


Hukuki ve İdari Çelişki


Uzmanlara göre sorun, koruma statüsünün sahadaki uygulama biçiminde. Eğer bir alan ekosistem bütünlüğü için korunacaksa; tarımsal üretimle geçinen yerel halkın desteklenmesi, madencilik gibi yüksek etki yaratan faaliyetlerin ise daha sıkı denetlenmesi gerekiyor.


Ancak Kozak’ta tablo tersine dönmüş durumda:


Köylü için izin, kurul, rapor ve bürokrasi, Madenci için kapasite artışı ve ruhsat genişlemesi tartışmaları. Sonuç: Koruma Kimi Koruyor?


Kozak’ta Maden Sahaları mı Korundu, Köylü mü Kısıtlandı?

Kozak Yaylası’nda yaşananlar, çevre politikalarının sahadaki etkisini sorgulatıyor.

Eğer SİT kararı gerçekten doğayı ve su havzalarını korumak için alındıysa; Granit ocaklarının durumu neden tartışma dışı kalıyor?


Yerel üretici neden koruma sürecinin en ağır yükünü taşıyor?


Kozak’ta bugün sorulan temel soru şu:


Koruma kararı doğayı mı, yoksa bürokrasiyi mi güçlendirdi?


Ege’nin bu eşsiz yaylasında çözüm; ne doğayı gözden çıkarmakta ne de köylüyü sistem dışına itmekte. Asıl ihtiyaç, ekosistem ile yerel halkı birlikte koruyan adil ve şeffaf bir yönetim modeli.


Haber: Tahsin TUNA

İzmir-Bergama

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page